Kargem Perakende, Mağazacılık Eğitim Danışmanlık

SÜTSÜZ PEYNİR


SÜTSÜZ PEYNİRercument-tuncalp-planogram

Sakın ‘süt fiyatları arttı da böyle oldu’ diye kimse kendisini kandırmasın. Kırk yıldır ülkemizde iade peynirlerden ‘eritme’ işlemiyle peynir yapılıyor.

Buradan yetkililere sesleniyorum; perakendecilerden iade peynirleri kimlerin topladığı takip edilsin, sadece krem, labne, kaşar peynire dönüşmediği, daha fazlasının da olduğu görülecektir.

Yine bu kadar zamandır margarin, nişasta ve bitkisel yağdan peynir imal ediliyor. Bazıları Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın analizlerinde çıkıyor ve ilan ediliyor. Cezaların hafifliği bu sahtekarların cesaretini artırıyor.

10 litre sütten ancak 1 kg tulum peynir elde eden dürüst üretici de fiyatları artırmakla suçlanıyor. Ne yaman çelişki değil mi ?

Bakın, daha masum hileler de var ama onlara sıra gelmiyor.

Tanınmış bir perakendeci kendi özel markasıyla koyun ve inek peynirini aynı fiyattan satıyor. Aldım denedim; ikisi de aynı peynir. Şikayet ettiğimde aldığım cevap çok ilginçti; “zaten aynı peynir olduğu için biz de aynı fiyattan satıyoruz.”

‘Peki niye üzerine koyun peyniri yazıyorsunuz ?’ sorusunun cevabı ise henüz yok.

Benim de müşterisi olduğum bir peynir markası sık sık perakendecilerin insert uygulamalarında yer alıyor. Fiyat düşüyor, kalite de aynı oranda eksiliyor. Yani ne kadar ekmek, o kadar köfte…

Bakın bu son yazdıklarım vatandaşa sağlık riski oluşturmuyor, sadece sinirini bozuyor.

Biz yine 1. sınıf hilelere dönelim.

Margarin, nişasta ve iade peynirlerden oluşan bir hamurdan güya hem Erzincan tulumu, hem de İzmir tulumu imal ediyorlar.

Halbuki ülkemizin iki uzak noktasında üretilen bu tulum peynirler birbirine hiç benzemez. Ne dış ambalaj, ne tat, ne de şekil olarak…

Erzincan tulum plastik bidon içinde kuru, dokundukça parçalanan, lavaş ekmeğin içinde doyumsuz tada ulaşan bir Anadolu lezzetidir.

İzmir tulum ise, aynen beyaz peynir gibi teneke ambalaj içinde ve yine beyaz peynir gibi kalıp olarak sofraya gelen ve dilimlenen, o da bir başka Anadolu tadıdır.

Sahtekarlar hem bu tatları soframızdan kaldırmaktalar, hem de gerçek üreticilerin hevesini azaltmaktalar.

1 kg kaşar peynir 9 litre sütten üretilebilir. İnek sütü 1.63 tl olduğuna göre sadece süt maliyeti 15 tl dir. 3 tl üretim maliyeti, yüzde 25’de kâr eklense 23 tl fabrikanın maliyetidir. Ambalaj ve KDV dahil perakendeci rafında 36 tl den ucuza kaşar peynir satılamaz. Hadi insert uygulamalarındaki hem tedarikçinin hem de perakendecinin kârdan yaptıkları fedakarlığı da dikkate alalım ve 27 tl den daha düşük fiyatın mümkün olmadığını söyleyelim.

Peki tüketicinin fedakarlığı yok mu ?

Onu yukarda söyledik, o da her zamanki kaliteyi aramayacak ve bunu da fazla sorun etmeyecek !

Elbette her eksik kaliteyi fiyattan ortaya çıkartmak da mümkün değildir.

Bu konuda da elimizde örnekler var. Zannedilmesin ki bu dolandırıcılık sadece süt ürünlerinde gerçekleşiyor. Zeytinyağ yerine de çeşitli bitkisel yağlar yiyiyoruz. Az sayıdaki köklü markaların dışında maalesef durum budur.

Türkiye’de görünen kişi başı zeytinyağ tüketimi 1,5 litredir. Nielsen’in markalı yağ olarak belirttiği toplam tüketim ise 60 bin tondur. Yani bir bu kadar da (60-70 bin ton) ne olduğu belli olmayan yağ var ortada. Sonra da zeytin ülkesi olduğumuz halde küresel anlamda köşeleri İtalyan ve İspanyol markalarının tuttuğundan şikayetçi oluyoruz.

Ya ne olacaktı ?

Cezaları sertleştirmeden bu dolandırıcıları engellemek mümkün olmaz, bu da gıda sektörünün tamamında itibarımızı zedeler.

ERCÜMENT TUNÇALP  

 




Referanslarımızdan Bazıları

indir
gezer
fersan
cagdas-marketler
unilever
kuyumcukent